Mağlup tankları ürküten çocuk neşideleri*

 

Akşamın karanlığını bekleyip öylece geri çekiliyor tanklar. Gece boyunca çekiliyorlar kimseye görünmeden. Gecenin sessizliğini tiksinti veren motor ve palet sesleri bozuyor.

Tankların içinde suratları kurşun gibi donuk askerler var. Yorgun ve bezgin askerler. Anlamsız bir duygu içinde askerler. Mahzun, mükedder, mağlup!.. Tanklar, daha önce yakıp yıktıkları binaların arasından bu kez zor geçiyor. Uçakların acımasızca bombaladığı şehirlerin yolları, köprüleri yerle bir olmuş. Zor geliyor geri dönmek askerlere. Şafak vakti tankların sesleriyle uyanan çocuklar, bir mağara ağzına benzeyen şekilsiz pencerelerden kirli elleriyle selam verirken, askerlerin yüzleri geriliyor. El sallıyor çocuklar askerlere. Askerler ne yapacaklarını, nasıl karşılık vereceklerini bilemiyor. Muzaffer bir edâyla girdikleri şehirlerden, amaçsız ve sonuçsuz bir hâlde geri çekilince bir garip hisse kapılıyorlar. Halkın zafer taklarıyla ve çiçek yağmurlarıyla karşıladıkları o eski zaman askerlerini içten içe kıskanıyorlar. Haklı bir zaferin kahramanı olamamanın talihsizliğini yaşıyor askerler.

Okumaya devam edin ‘Mağlup tankları ürküten çocuk neşideleri*’

Cam yanaklı çocuklar

Bir kediyi, bir de çocuğu hoplayıp zıplarken görmekten fena halde haz duyarım. Her ne kadar resim ve tasvirlerde sıcağa sığınmış uyuklayan kediler yer alsa da, ben hazzetmem uyuşuk kedilerden. Ve tabii çocuklar da…

Eskilerin, epey eskilerin ileride iş yapacak sağlam, girişken ve gözünü budaktan sakınmayan birey ararken, çocukların kafalarını sıfır numaraya vurup, kafadaki kırık sayısına göre seçim yaptıklarını duyduğumda yüzümde benzersiz bir mutluluk gülümsemesi belirmişti.
Yara demek deneyim demek değil miydi aslında? Ve her yara belki bir özgürleşme madalyasıydı.
Kediler özgür olmalı… Ve tabii çocuklar da…

Okumaya devam edin ‘Cam yanaklı çocuklar’


 

Şubat 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eyl    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728

Blog Stats

  • 88 hits