
Akşamın karanlığını bekleyip öylece geri çekiliyor tanklar. Gece boyunca çekiliyorlar kimseye görünmeden. Gecenin sessizliğini tiksinti veren motor ve palet sesleri bozuyor.
Tankların içinde suratları kurşun gibi donuk askerler var. Yorgun ve bezgin askerler. Anlamsız bir duygu içinde askerler. Mahzun, mükedder, mağlup!.. Tanklar, daha önce yakıp yıktıkları binaların arasından bu kez zor geçiyor. Uçakların acımasızca bombaladığı şehirlerin yolları, köprüleri yerle bir olmuş. Zor geliyor geri dönmek askerlere. Şafak vakti tankların sesleriyle uyanan çocuklar, bir mağara ağzına benzeyen şekilsiz pencerelerden kirli elleriyle selam verirken, askerlerin yüzleri geriliyor. El sallıyor çocuklar askerlere. Askerler ne yapacaklarını, nasıl karşılık vereceklerini bilemiyor. Muzaffer bir edâyla girdikleri şehirlerden, amaçsız ve sonuçsuz bir hâlde geri çekilince bir garip hisse kapılıyorlar. Halkın zafer taklarıyla ve çiçek yağmurlarıyla karşıladıkları o eski zaman askerlerini içten içe kıskanıyorlar. Haklı bir zaferin kahramanı olamamanın talihsizliğini yaşıyor askerler.
Okumaya devam edin ‘Mağlup tankları ürküten çocuk neşideleri*’
Bir kediyi, bir de çocuğu hoplayıp zıplarken görmekten fena halde haz duyarım. Her ne kadar resim ve tasvirlerde sıcağa sığınmış uyuklayan kediler yer alsa da, ben hazzetmem uyuşuk kedilerden. Ve tabii çocuklar da…